Panik ataklar sorun olmaktan çıkıyor

Salı 12 Ekim

Panik ataklar sorun olmaktan çıkıyor

 

Modern yaşamla birlikte görülme sıklığı daha fazla artan panik atak rahatsızlığı, yaşamı olumsuz etkiliyor. Etkileri kalp kriziyle karıştırılan bu kaygı probleminin tedavisi terapi ve ilaçların yanı sıra yoga ile meditasyonla da yapılıyor.

 

Karın ağrısı, baş dönmesi, vücudu ateş basması, kalp krizi korkusu ve en nihayetinde öleceğim paniği. Bir sonraki atağın ne zaman geleceği stresiyle hayatı olumsuz bir şekilde etkileyen bu problem, ani bir şekilde ortaya çıkan bedensel ve ruhsal belirtilerle seyreden, yoğun bir kaygı atağı. Atak sırasında çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, göğüste sıkıntı hissi, bulantı, karın ağrısı, baş dönmesi, sersemlik hissi, uyuşma, karıncalanma, ürperme, ateş basması, kendine yabancılaşma, gerçekdışılık duygusu, delirme veya ölüm korkusu gibi belirtilerin önemli bir kısmı çok kısa sürede, ardı ardına yaşanıyor. Dolayısıyla kişi “İşte bu sefer tamam, bunu katiyen atlatamayacağım” diye düşünüyor.

 

NEDENLERİ

Fobi, sosyal fobi, posttravmatik stres bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk, ayrılma anksiyetesi, panik bozukluk gibi durumlarda panik atak görülebiliyor. Uçuş korkusu olan uçakta, sosyal fobisi olan bir sunum yaparken, çatışma sonrası posttravmatik stres bozukluğu geçirmekte olan asker bir egzoz patlama sesiyle, temizlik obsesyonu olan biri aniden kirli bir ortama düşmesiyle panik atak yaşayabiliyor. Bunlarda neden sonuç ilişkisini hasta kurabilirken, panik bozuklukta tamamen beklenmedik şekilde ortaya çıkıyor ve tekrar ne zaman oluşacağı kaygısıyla bekleme hali atağın kendisinden daha zorlayıcı hale gelebiliyor.

 

TÜRLERİ

Agorafobili ve agorafobisiz diye adlandırılan iki türü bulunuyor. Agorafobi, panik atak gelirse yardım almanın ya da kaçmanın zor olabileceği ortam ve durumlarda bulunma korkusu olarak tanımlanabiliyor. Agorafobiyle birlikte olduğunda kişinin sosyal ve mesleki işlevselliği daha çok düşüyor. Bazı bedensel duyumları kötü yönde yorumlamayla kalp atımının hızlanması gibi bedenin kaygıya verdiği cevapları oluşturuyor; felaketleştirici yorumların devamıyla nefes darlığı, uyuşma gibi belirtiler de ekleniyor. Artık bir hastalığın olduğu fikrine odaklanılıyor; örneğin kişi kalp krizi geçirdiğine kendini ikna eder, belirtilere dayanamaz hale gelir, ona göre ölecek, en azından bayılacaktır ve giderek kontrol kaybı hissi artar. Tedavide farkındalığı artan hasta, atak anındaki kurgu hızına inanamaz çünkü ufak bir belirtiden felakete varması sadece birkaç dakika alır.

 

Kimler risk altında?

Belirli bir kişilik yapısı tanımlamak zor. Panik bozukluğu olan kişilerde sağlıklılara göre olumsuz yaşam olaylarını, çatışmaları daha fazla geçirmiş oldukları görülüyor. Kontrolcü bireylerin, ummadıkları anda, kendi deyimleriyle hayatın ya da bedenlerinin onlara kazık atmasını tolere edemeyip kaos duygusuyla panik bozukluğa dönüştükleri sıkça gözlemleniyor. Başka psikiyatrik tanıları olanlarda daha sık olduğu biliniyor. Hipertansiyon gibi başka fiziki rahatsızlıkları olanlar da risk altında. Son iki durum, hastalığın ve tedavinin seyrini de belirgin şekilde etkiliyor. İstatistiki olarak kadınlarda erkeklere oranla iki-üç kat daha fazla görülüyor.

 

TETİKLEYİCİLER

Kişinin tolere edebileceği sınırları zorlayan, bir önceki atağı çağrıştıran ya da agorafobi yaratabilecek her ortam atağı tetikleyebiliyor. Fiziki belirtilerin bir kısmını oluşturabilecek ilaç, madde, çok yeme ve başka hastalıklar da durumu etkileyebiliyor. Örneğin kalp atımını hızlandıracak düzeyde kahve içimi buna neden olabiliyor. Alkol tüketimi, önce rahatlatıyormuş gibi gelmesine rağmen, kontrol kaybı duygusunu artırdığı için sıklıkla atak çok daha kötü boyutlara ulaşıyor.

 

TEDAVİSİ

İlaç, terapi veya ilaçla birlikte terapi şeklinde tedavi uygulanabiliyor. İlaç tedavisinde antidepresanlar ve anksiyolitiklerden faydalanılıyor. Tek başına ilaç tedavilerinde atakların tekrarlama olasılığı yüksek oluyor. Tedavinin mutlaka kişiye özel oluşturulması ve hastayla tartışılarak kararlaştırılması gerekiyor. Özellikle hastanın bir an evvel kurtulma isteğiyle gelişen zaman baskısı, kaygının yüksekliği nedeniyle terapide işbirliğinde zorlanması hekimi sıklıkla ilaç tedavisini en başından itibaren kullanmaya yönlendiriyor. İlaç kullanmanın tedirgin ettiği gebelik, emzirme gibi durumlarda ise sadece terapiden ciddi faydalar gören hasta sayısı da oldukça yüksek. Ayrıca yoga, meditasyon gibi teknikleri öğrenmek, beden duyumlarını daha doğru değerlendirebilmek ve tepkileri yönetebilmek açısından yarar sağlayabiliyor.

Bu makale Formsante tarafından 24Kitchen için hazırlanmıştır.