Sağlığınıza doğal kalkan oluşturun

Salı 12 Ekim

Sağlığınıza doğal kalkan oluşturun

 

Doğal ecza deposu besinlerle, hem kendinizin hem de toplumun sağlığını korumak elinizde.

 

Hastalıklarla mücadele etmek için çareyi vitamin takviyelerinde aramak yerine, mutfağınıza yönelmeye ne dersiniz? Gelin, bağışıklık sisteminizi güçlendirecek şifa deposu besinleri ve faydalarını öğrenelim.

 

Kefir ve ev yoğurdu: Bu ikili adeta doğal probiyotik! Günümüzde vücudun ikinci beyni olarak kabul edilen bağırsaklardaki iyi bakterilerin çoğaltılması gerekiyor. Böylece dışarıdan vücuda giren zararlı mikroorganizmalara karşı savunma kalkanı oluşabiliyor. Dışarıdan probiyotik takviyesi almak yerine, bu ihtiyacı doğal yollardan gidermek daha doğru ve ekonomik oluyor.

 

Sarımsak: Doğal antibiyotik olarak adlandırılan sarımsak; içerdiği çinko, B1 ve C vitaminiyle bağışıklığın güçlenmesine yardımcı oluyor. Ancak esas etkiyi allisin adlı madde sağlıyor. Sarımsağın kendine has tat ve kokusunu veren bu madde, sarımsak ezildiğinde veya küçük parçalar halinde kesildiğinde oluşuyor. Dolayısıyla bütün olarak tüketmek yerine, ezerek veya küçük küçük doğrayarak kısa süre içinde tüketilmesi öneriliyor. Ayrıca yemeklerle beraber dakikalarca pişirilmemesi de önem taşıyor.

 

Turunçgiller: Portakal, mandalina, greyfurt ve limon, yüksek miktarda C vitamini içeriyor. Ancak C vitamini depolanmadığından, bu meyveleri her gün tüketmek gerekiyor. Taze sıkılmış meyve suyu, kahvaltıların vazgeçilmez bir parçası olsa da hem yüksek kalorili hem de posasız olduğundan beklenen etkiyi veremiyor. Bu nedenle ara öğünlerde meyvelerin bir porsiyon olarak, posasıyla birlikte tüketilmesi gerekiyor.

 

Nar: İçerdiği polifenollerle güçlü bir antioksidan olan nar, bol miktarda C vitamini, demir, potasyum ve B1 vitamini bulunduruyor. Orta boy bir narın yarısı, bir porsiyon meyveye eş değer olduğundan sınırlı tüketilmesi gerekiyor.

 

Zencefil: İçerdiği gingerol ile antioksidan ve iltihap önleyici etki gösteriyor. Kişiyi özellikle solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruyup, tedavi etmeye yardımcı oluyor. Aynı zamanda hastalık durumunda kişinin terlemesini tetikleyerek, toksinlerin daha hızlı bir şekilde vücuttan uzaklaştırılmasını sağlıyor. Toz, yağ veya taze olarak tüketilebilse de en uygunu tazesi oluyor.

 

Zerdeçal: Zencefilgiller ailesinden olan zerdeçalın ana maddesi curcumin, hem antioksidan hem de iltihap önleyici özellik gösteriyor. Piyasada bulunan curcumin içerikli takviyeleri almak yerine, doğal yani baharat şeklindeki formunu tüketmek gerekiyor.

 

Balık: Çinko, Omega-3 ve selenyum içermesi nedeniyle bağışıklığı güçlendirici etkisi bulunuyor. Etkin bir Omega-3 sağlayabilmek için haftanın bir-iki günü balık yemek gerekiyor. Ancak kızartma değil; fırında, ızgarada veya buğulama şeklinde tüketilmesi önem taşıyor. Tercih edilecek olan balığın da deniz balığı olması gerekiyor. Çünkü çiftlik balıkları Omega-3’ten fakir oluyor.

 

Kuruyemişler: Bağışıklık sisteminin güçlenebilmesi için ceviz, fındık ve bademin kavrulmuş olarak değil, çiğ tüketilmesi gerekiyor. Çünkü çiğ kuruyemişler; doymamış yağ asidi, E vitamini ve çinkodan zengin. Ancak yüksek kalorili olması nedeniyle porsiyonlarının bir avucu geçmemesi gerekiyor.

Bu makale Formsante tarafından 24Kitchen için hazırlanmıştır.