Topraklanmanın mucizevi gücü

Perşembe 14 Ekim

Topraklanmanın mucizevi gücü

 

Hava, ateş, su ve... Toprak, tabiatın bize armağanı. Antik Çağ’da dünyada dört element (ateş, su, hava, toprak) olduğu ve her şeyin bu elementlerin türevi olduğu düşünülüyordu. Bugün ise toprağın bambaşka bir özelliği keşfediliyor. Şehir ve iş yaşamının yükünü hafifletmenin toprağa dokunmaktan geçtiği kanıtlandı.

 

Son zamanlarda yayımlanan bilimsel araştırmalar, iş yerinde yaşanan stresin sadece dikkati ve motivasyonu olumsuz yönde etkilemekle kalmayıp, uzun

vadede birçok ölümcül hastalığa zemin hazırladığını gösteriyor. Stres aslında, tehlikeli durumlarda kendimizi en iyi şekilde korumamızı sağlayabilmek için vücudumuzda oluşan bazı tepkileri içeriyor. Örneğin aniden, hızla bize yaklaşan bir araba ya da peşimizden koşan bir köpek gibi açık bir tehlikeyle karşılaştığımızda kalbimiz hızla çarpmaya başlıyor, ağzımız kuruyor ve ellerimiz titriyor. Bu durumun üstesinden gelebilmek için de vücudumuz noradrenalin ve kortizol gibi hormonları salgılıyor. Ayrıca böyle bir durumda karmaşık kararlar vermemiz gerekmediğinden, sadece tehditten kaçınmamız ya da onunla savaşmamızı sağlayacak şekilde anlık dikkatimiz keskinleşiyor. Ancak ne yazık ki iş yerinde yaşanan streste olduğu gibi, kişiyi aylar hatta yıllar boyunca zorlayan durumlarda; bu hormonlar sağlığı tehlikeye atmaya başlıyor. Kronik stres, vücutta kortizol ve adrenalin gibi stres hormonlarının çok büyük oranda tetiklenmesine yol açıyor. Bu da kan basıncının artmasına, arter damarların daralmasına ve kanda pıhtılaşma oluşturarak hipertansiyon, aritmi, felç ve kalp krizlerine neden oluyor. Bu nedenle, hayatımızdan stresi mümkün olduğunca uzak tutmamız gerekiyor. 35 yılını, stresin insan üzerindeki etkilerini ve bu etkilerin nasıl ortadan kaldırılacağına adayan Amerikalı Metabolik Kardiyolog Prof. Dr. Stephen T. Sinatra’ya göre stresten vücudu korumak için çok basit ve doğal bir yöntem var: Toprağın mucizevi enerjisiyle tedavi!

 

Her gün duş alın, stresi önleyin

Gün içinde maruz kalınan elektromanyetik dalgaların stres ve yorgunluğa neden olduğunu ifade eden uzmanlar, çıplak ayakla toprağa basılmasının ya da herhangi bir metale dokunulmasının bu elektrik yükünü boşaltacağını söylüyor. Metal gibi iletken olan, suya temasın da elektrik yükünün boşalmasını sağlayacağını, her akşam duş almanın da hem tüm vücudu elektrik yükünden kurtararak stresten arındıracağını hem de sağlıklı bir gece geçirmenizi sağlayacağını belirtiyorlar. Özellikle elektromanyetik kirliliğin

yüksek olduğu alanlarda yaşayanlar, akşamları duş alarak vücutta biriken elektrik yükünden arınmalı. Böylece, elektromanyetik kirlilikten kaynaklanan stres ve yorgunluk giderilebiliyor. Gün içinde bunu yapacak zamanı bulamıyorsanız, elinizi suya tutmamız yani ellerinizi sık sık yıkamanız da vücudunuzdaki elektrik yükünü alıyor. Bu nedenle hem mikroplardan arınmak hem de elektromanyetik kirlilikten kaynaklanan elektrostatik yük birikiminden korunmak için sık sık ellerinizi yıkayıp, her gün duş almalısınız.

 

Toprağın, insan sağlığı üzerindeki etkisi

Toprağın, negatif yüklü elektronlardan oluşan yüzeyi, yerle fiziksel temas kurulduğunda (çıplak ayakla toprakta yüründüğünde) atomdan küçük partiküllerin vücut tarafından emilmesini sağlıyor. Fiziksel temasla vücudunuza giren bu atomlar, kronik ağrı ve iltihaba neden olan pozitif yüklü elektronların saldırısını önlüyor. Toprağın enerjisi ayrıca vücut içindeki doğal elektriği

de onararak, insan vücudunun fizyolojisini yöneten karmaşık biyoelektriksel devreleri düzene sokuyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, toprakla doğrudan teması olan, geçirgen bir örtü üzerinde yatıldığında daha rahat uyunduğunu, kronik ağrı ve çeşitli yaralanmaların çok daha kolay iyileştiğini gösteriyor. Ayrıca vücudun stresli olunduğu zamanlarda salgıladığı kortizol hormonu düzeyi de normale indiği için, kişi kendini daha iyi ve huzurlu hissediyor.

 

Çıplak ayak testini mutlaka deneyin

Çoğumuz artık büyük ölçüde toprakla bağlantımız olmadan yaşıyoruz. Ancak insan ve toprak arasındaki bağın tekrar kurulması gerekiyor. Sahildeki ıslak kumlarda ya da çiyle nemlenmiş çimlerde yürürken kendinizi nasıl hissettiğinizi bir düşünün. Böyle yapınca kendinizi mutlu ve hiç olmadığınız kadar huzurlu mu hissediyorsunuz? Eğer öyleyse hissettiğiniz bu şey aslında toprağın enerjisi. Vücudunuz aynı enerjiye sürekli açık hale geldiğinde, bu enerjinin sizi nasıl yenilediğine ve iyileştirdiğine inanamayacaksınız. Kendinizi baskı altında hissettiğinizde ya da ağrınız olduğunda çıplak ayak testi yapmayı deneyin. Hemen dışarı çıkın; çıplak ayakla çimlere ya da kumlara ve hatta iletkenliği olan ve biraz da nemli bir betona basın. Okuyun, müzik dinleyin ya da sadece kuşların uçuşunu seyredin ama orada kalın ve doğrudan yerle fiziksel bağlantı kurun. En azından yarım saat ya da 40 dakika boyunca ‘vücudunuzun derisi’ ‘toprağın derisine’ değsin. Bu süre boyunca vücudunuzdaki ağrı ya da stres seviyesinin ne kadar azaldığına şaşıracaksınız.

 

Araştırmalarla kanıtlandı

Çalışırken, gün içinde çıplak ayakla toprağa basmanın, kalp hızını ve sinir sistemini düzene soktuğu belirlendi. Ofis çalışanları üzerinde yapılan araştırmada, deneklerden, çalışırken ayakkabılarını çıkarmaları ve

tüm gün çıplak ayakla oturmaları istendi. Daha sonra deneklerin ayaklarının altına iletgen bir madde konularak bir tel yardımıyla bu iletgen maddenin toprakla teması sağlandı. Deneyden 40 dakika önce ve 40 dakika sonra yapılan elektrofizyolojik ölçümler incelendiğinde, deneklerin; kalp hızı değişkenliği anlamına gelen HRV sinyallerinin ve sinir sisteminin düzene girdiği kanıtlandı.

 

Modern yaşam toprakla aramızdaki bağı kopardı

Toprağın yüzeyi, doğal elektrik enerjisiyle yüklü oluyor. Tarih boyunca insanlar çıplak ayakla toprakta yürüdükleri, üzerinde oturdukları ve uyudukları için bu enerjiyle sürekli bağlantı halindeydi. Topraktan gelen bu enerji, vücuttaki negatif elektriği alarak stresi ve bazı hastalıkları önlüyor. Fakat modern yaşam tarzının getirdiği değişiklikler, insanlarla toprak arasına birtakım bariyerler kurdu. Ayakkabılar ve sentetik tabanları gibi suni nesneler enerji alışverişini durdurdu. Toprağın üzerinde yaşıyor olmamıza rağmen, ona neredeyse hiç temas edilmiyor. Dolayısıyla toprakla olan elektriksel bağları uzun süre önce kaybettiğimiz düşünülüyor. Uzmanlar sırf bu yüzden tahmin edebileceğinizden çok daha ciddi sorunlar yaşadığımız konusunda uyarıda bulunuyor.

Bu makale Formsante tarafından 24Kitchen için hazırlanmıştır.